Takvim Yaprağı 11 Haziran 1979’u Gösterirken
Tarih, 11 Haziran 1979’u gösterdiğinde Bakırköy Halkevi katliamı gerçekleşti. Emperyalist, gerici ve faşist çetelerin gerçekleştirdiği bu saldırı, büyük can kaybına sebep oldu.
Gerçekleşen bu katliamı, tarihsel arka planıyla değerlendirdiğimizde Türkiye’nin siyasi ve ekonomik açıdan krizler yaşadığı, halkın ağır dönemlerden geçtiği bir tarihtir 1979. Bülent Ecevit’in hükümette olduğu, faşist ABD tarafından ekonomik yaptırımlar uygulandığı bir dönemden söz ediyoruz. Bu emperyal yaptırımlara uzun süre direnen Ecevit, daha sonrasında IMF’yi kabul ederek Türk lirasının değerini kaybetmesine sebep oldu. Dolayısıyla ekonomik koşullar neredeyse bir gecede değişti; benzin, alkol, demir-çelik vb.ürünlere zam geldi. Yaşanılan bu durum emekçi halkın üzerindeki yükü daha da arttırdı. Hükümetin ekonomik ambargolara karşı pasifleşmesi, emekçinin alın terine karşı saldırılara kapı aralamış oldu.
Bu süreç içerisinde o dönemin muhalefet partisinde olan Demirel, hükümet ve emekçi halk, ekonomik ambargolarla ve krizlerle baş etmeye çalışırken hükümeti düşürebilme yolları arıyordu. Adalet Partisi’nin gerici baskısı ve faşist tırmanışlarıyla bombalama eylemleri gerçekleşti. Türkiye’de asayişin kendi içerisindeki çeteleşme ve bu çeteleşmeye birlik olan MHP, askeri gerici blok oluşturarak hükümeti istifaya zorladı. Sırf yapılan baskıların dikkatini başka bir yöne çekebilmek ve ekonomik tepkileri susturabilmek için faşist gruplar, Bakırköy Halkevinde gerici ABD’nin ambargolarına karşı duran sol ve ilerici kesime kalleşçe bombalı saldırı düzenledi. Böylece emekçi halkın ve gençliğin devrimci mücadelesini korku politikası ve terör yoluyla sindirmeye ve dağıtmaya çalıştılar. Bombalı saldırının arkasından faşist çeteler, emniyet güçleri tarafından korunmaya alınarak faşizme karşı yürüyen gençlerin içinden 332 ilerici genç gözlatına alındı ve haksız yere tutuklandı. Bu olay tarihin ilerici arşivinde bir kayıttır. Çünkü biliyoruz ki devlet yapılanmasının içerisinde emperyal emeller güden egemen sınıfın birleşerek devrimci halk hareketlerini sırf bastırmak için askeri yapılanmaları da faşist bir araç olarak kullandığı aşikardır. Kanlı eylemlerle sabote edilmeye çalışılan ilerici, devrimci gençliğin onurlu direnişine ve bu mücadele esnasında kalleşçe yapılan bombalı saldırıda yitirdiğimiz Serdar Akçan, Yusuf Atbakan ve Nihat Özyağlı’nın adına sahip çıkmak için bu saldırıyı tarihte bırakmamak önemlidir.