İGD Logo

Kanye West Konseri ve Kapitalist Kültürün İşleyişi

02 Haziran 2026
Kanye West Konseri ve Kapitalist Kültürün İşleyişi

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yapılan ve 118 bin kişinin katıldığı Kanye West konseri, sosyal medyada büyük bir tartışma konusu yarattı. Dolaşan tartışma baloncukları arasından sıyrılıp büyük resme bakmamız daha doğru olacaktır. Irkçı ve gerici söylemlerine, kadına yönelik şiddet iddialarına rağmen bu sanatçıyı ikonikleştiren, popülerleştiren ve ona hakkındaki tüm iddialara rağmen popüler figür imajı kazandıran toplumsal meseleyi anlamak çok daha önemlidir. Bu mesele,kapitalizmin popülerleştirdiği tüketim kültürüdür. Bu meseleyi biraz daha derinleştirdiğimizde olay sadece bilet satın alıp eğlenmek gibi görünsede durum bundan ibaret değildir. Bizler, bilet alırken aynı zamanda kimlik, deneyim ve aidiyet de satın almaktayız. Çünkü eğlence tercihlerimizi de belirleyen bir sistem bulunmaktadır. Kapitalist toplumlarda bu kültür öyle görünmez ve ince şekilde topluma işlenir ki bizler tercih ettiklerimiz veya satın aldıklarımız şeyler konusunda özgür olduğumuzu zannederiz.

Bu sistemin aidiyet ve kimlik girdabında kaybolurken ekonomik durumumuzu göz önünde bulundurmadan tüketim yaparız. Örneğin bu konsere giden topluluğa baktığımızda her kesimden insanın yer aldığını görmekteyiz. Bilet fiyatı, maaşının neredeyse tamamı olsa bile o parayı bir şekilde denkleştirip gidenlerimiz de vardı. Kolayca satın alanımız da.

Bu sistem ticari bir pazar. Bu pazarın içinde farkında olmasak da yine ürün haline gelmiş ve bu pazarı devam ettirmiş olan burjuva sınıfının yarattığı popüler kültüre sırf bir kaç saatliğine “ onlar gibi” hissedebilmek için kendi bulunduğumuz sınıfa yabancılaşırız. Yani işçi sınıfına. Koşullarımız ne olursa olsun bulunduğumuz toplumsal sınıfa ait olmamak için direnme durumu kapitalist sistemin ekmeğine yağ sürer sadece. Sınıf bilincinin olmamasıyla gelen bir çaresizlik durumu yaratarak yanılsamalara hapseder. Çünkü kapitalist kültür "Ne kadar tükettiğimizin toplum içerisinde kim olduğumuzla” alakalı olduğunu fısıldar kulağımıza. Ardından yaşamı ve içerisindeki kültürü endüstrileştirerek kocaman bir pazar kurar. O pazarın içinde yer alarak bizler, tükettiklerimizle “ ucuz” ya da “ kaliteli” fiyat etiketlerini giyeriz. Bu etiketleri giymemenin yolu sınıf bilincinden geçer.

İşte yine bir pazar faaliyeti olan bu konsere baktığımızda ise konseri veren kişi Kanye West aslında karşımıza bir "ürün /meta" olarak çıkmaktadır. Kapitalist toplumun ürettiği ilişkilerde sadece fabrikalardan çıkma "ürün’’ üretimi yoktur. Bu üretim aynı zamanda yaşantımızdaki tercihlerimize ticari bir mal gözüyle bakar. Arzu, istek, bilinç, hayranlık ve ihtiyaç da üretir. Bu ürettiklerine göre de ürün sunar bizlere. Tıpkı Kanye West gibi ürün figürlerinden söz ediyorum. Bu yüzden Kanye West'i sadece bir müzisyen olarak görmek yeterli olmayacaktır. O, bu pazarın içerisinde kapitalist kültür ağını yaygınlaştıran bir ürün reklamıdır. Bu ürünleri rastgele önümüze getirmez. Topluma kirli kültürü yayabileceği ve piyasasını genişletebileceği ürünleri seçip koyar. Onu öne çıkarır. Hepimizin değerleri var. Bu değerler ile tercih ettiğimiz tüketimler zıt düşebiliyor. Bu zıtlık beraberinde değerlerin dejenerasyona uğramasına sebebiyet veriyor. Bu konser etkinliğinde de görüyoruz ki toplumsal konumumuz, değerlerimizden daha önemli tutuyoruz!  

Mesela Kanye West'in açıklamalarıyla birlikte gündeme gelen bipolar bozukluk konusuna gelelim; hiçbir politik davranışın veya söylemin bu gerekçeyle eleştiriden muaf tutulamayacağı açıktır. Ancak burada gördüğümüz bir başka gerçek daha vardır. Kapitalist sistem, ürün/meta ağında kullandığı ünlü figürler için, ne yaparlarsa yapsınlar ve ne söylerlerse söylesinler, onları sorumluluktan uzaklaştıran bir dokunulmazlık duvarı inşa etmektedir. Yani bu Pazar kültürünün içerisindeki kendi metasını/ürünü korumaktadır. Normal koşullarda halktan bir bireyin eleştirileceği veya bedel ödeyeceği davranışlar, popüler kültür birikimine sahip kişiler söz konusu olduğunda anlayış ve hoşgörü kaçınılmazdır! Çünkü kapitalist yapılanma sadece ticari insan üretmiyor; aynı zamanda o ticari insanı koruyacak ayrıcalıkları da üretir. Kanye West, bu sistemin içerisindeki en büyük ticari makinalardan biridir. O, bir şeyi övdüğünde veya kullandığında ardından kuyrukların oluşması buna bir örnektir. Yani tercihler, sembolik olarak bir makineye bağlıdır. Dolayısıyla tercihlerimiz ne özgündür ne de özgür. 

Kısacası, hayranlık duyduğumuz figürleri bilinçli bir şekilde bizler seçmeyiz. Seçtiğimizi zannederiz. Çünkü kapitalist kültürün eğlence dayatmaları bizi yanıltır. Bize piyasa seçenekleri sunar. Aslında bu seçenekleri de sermaye belirler. 

Bu tarz faaliyetlerin ardındaki görünmez meseleleri görmemizi ise sınıf bilinci sağlar. Çünkü sınıf bilinci, toplumsal olayların ardındaki gerçek ilişkileri sorgulamayı başlatır. Bu bilincimiz zayıfladığında, sorgulamak yerine kendimize sunulanı sorgusuz ve direkt sahipleniriz. O halde sınıf bilincinin yerini tüketim kültürü aldığında, toplumsal ilişkilerimizde insan kendisine, değerlerine, emeğine ve etrafındaki insanlara da yabancılaşır. Bu yabancılaşmanın sonucunda yaşamımızın özgürlüğü sermayeye bağlanır. Yaşama özgürlüğümüz ticarileşir. Dolayısıyla bu bir özgürlük yanılsamasıdır. Kapitalist kültür, bizi özgürlük adı altında  uyuşturarak toplumdaki yerimizi pasif hale getirmektedir. Halbuki toplumun temel taşı insan ve onun yaşamıdır. Onurlu ve yanılsamalardan uzak, özgür bir yaşam herkes için haktır.

Konsere gitme faaliyeti başlı başına bir eğlence veya deneyim gibi görünse de belirli bir zaman diliminde insanları tek bir çember etrafında toplamak ekonomik, zaman ve dikkat sömürüsüdür. Toplumun her alanında (evde, işte, okulda, sokakta) sömürüye maruz bırakılırken bir de eğlence adı altında değerler sömürüsüne maruz kalırız. Böylece sistemin içerisindeki sömürü döngüsüne bir yenisi daha eklenir. Asıl görmemiz gereken, bu faaliyetin ardındaki yapılanmadır. Kısacası sadece eğlence ve deneyim satın almıyoruz; aynı zamanda sömürü zincirine de katılarak kendimizi pasifleştiriyoruz. Peki tüm bunları nasıl aşacağız? Nasıl özümüz gürleşip özgürleşecek?

Çare, bu üretim sistemiyle iç içe geçmiş sanat ve kültür alanını eşitlikçi, kapsayıcı ve toplumcu bir hale getirmektir. İnsanı; üreten,düşünen ve yaşamında söz sahibi olabileceği; eşit,gerçekçi ve kapsayıcı bir toplumsal düzen için bir araya gelmek, kapitalizmin üzerimize kurduğu zincirleri kırmanın yoludur.

Çünkü kapitalist toplumlarda, yaşamımız, üretim şekliyle iç içedir. Sanat, kültür ve eğlence odağında insan ve toplum olmalıdır. Ancak sermaye odaklı bir sistem olduğundan toplumdaki enerji, başka bir yöne çekilerek sistem, kendi yeniden üretimini bu şekilde sağlar. Böylece kapitalist kültür, insanların karşı çıktıkları fikirleri, değerleri  tıpkı bu konser etkinliğinde olduğu gibi eğlence adı altında sömürerek değersizleştirebilmektedir. Bu yüzden politik itirazlarımız, bu faaliyette olduğu gibi kültürel hayranlık (veya popüler kültür) karşısında etkisiz hale gelebilmektedir.