Ne Geçmişimizi Ne Geleceğimizi Sermayeye Peşkeş Çektirmeyeceğiz!

ozellestirmelere hayir yatay

80’li yıllardan bu yana iş birlikçi-gerici hükümetler eliyle kamu kuruluşları bir bir özelleştirilerek sermayeye devredildi. Türkiye, özelleştirme dalgasının en sert ve en kapsamlı örneklerini ise istibdat rejimi döneminde yaşadı. Şimdi bu furyaya, İstanbul’daki iki köprü — Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü — ile BOTAŞ’ın da eklenmesi gündemde.
Rejim, 4,2 milyar dolarlık özelleştirme geliri hedeflerken; BOTAŞ gibi stratejik bir kamu kurumunun elden çıkarılması, enerji alanında sermaye hakimiyetini daha da pekiştirecek; gaz ve akaryakıt fiyatlarında yeni ve fahiş zamların önünü açacaktır. Köprülerin özelleştirilmesi ise ulaşım maliyetlerini artırarak bu yükü doğrudan halkın omuzlarına bindirecektir.
Dün Zonguldak’ta yaşanan ve biri emekli iki işçinin yaşamını yitirdiği maden faciası, bu ihlali protesto edenlere kolluk kuvvetlerinin engeli sermayenin tahakkümünün hangi boyutlara ulaştığını bir kez daha gösterdi.

Özelleştirmelerle adeta üstü açık bir mezata çevrilen ülkede, kamusal varlıklar satılırken bedelini emekçiler ödüyor.
Türkiye bugün, yalnızca kurumlarını değil; kamusal geleceğini de satışa çıkarma eşiğinde duruyor. Bu tabloda emek hareketinin nasıl bir hat öreceği ise belirleyici olacaktır.

Kabul Etmiyoruz!
Cumhuriyet Devrimi ve sonrasında verilen mücadelelerle kazanılan hakların AKP eliyle halktan geri alınması, kamuya ait varlıkların yine hükümet politikalarıyla yandaşlara ve sermaye sahiplerine peşkeş çekilmesi; bu halka, bu toprakların emekçilerine karşı sergilenebilecek en büyük ihanettir. Bu ihanet, attıkları tüm o vatanseverlik nutukların arkasına sığınamayacakları kadar gerçek ve açıktır.

Bu ülkenin sahibi; kamu kazanımlarını bir avuç azınlık uğruna talan eden Erdoğan hükümeti ve sermayedarlar değil, o zenginliği üreten, çalışan ve ter döken emekçilerdir! Bu ülkenin gerçek sahipleri olarak bizler, emperyalizme ve iş birlikçilerine karşı duracağız. Talan ve sömürü düzenine, özelleştirmelere karşı duracağız. Üretimin, dağıtımın ve gelirin bölüşümünün sermaye sahiplerine değil halka, emekçilere, işçi sınıfına aktığı bir düzeni kendi ellerimizle inşa edeceğiz. Bu mücadeleye bir tuğla da sen koymak istiyorsan örgütlen ve sesini büyüt.

-İlerici Gençlik