İLERİCİ GENÇLİK

Yolumuz İşçi Sınıfının Yoludur

Şeker fabrikaları özelleştirilemez!

21 Şubat 2018 tarihinde Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın satış yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin karar Resmi Gazete ‘de yayımlanmıştı.

Bu kararın hemen ardından halk ve birçok partiden tepkiler geldi. İşçiler, çiftçiler ve onları destekleyen farklı partilerin milletvekilleri (bunların içinde bölgelerdeki AKP ve MHP belediye başkanları ve milletvekilleri de dahil ) gerek özelleştirmeye dahil olan fabrikaların önünde gerekse de meydanlarda, hükümetin aldığı bu karardan vazgeçilmesi için tepkilerini protestolarla, basın açıklamalarıyla dile getirdiler ve getirmeye de devam ediyorlar.

Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda ise; halkın mağdur olmayacağını, şu anda fabrikaların maliyetini karşılayamadıklarını özelleştirmeyle daha kazançlı olacağı şeklin açıklamalar yapılmıştı. Son olarak Başbakan Binali Yıldırım geçtiğimiz cuma günü (09.03.2018) yaptığı açıklamada “fabrikalar özelleştirildikten sonra kapanmayacaklar, daha fazla kapasiteyle çalışacaklar” dedi.
Peki gerçekten fabrikalar maliyetlerini karşılayamıyor mu veya zarar eden fabrikalar neden zarar ediyor?

 

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Atalık Türkşeker’in kamuoyuna sunduğu 2016 yılı faaliyet raporuyla ilgili yazılı açıklamada bulundu.

Atalık hükümetin yaptığı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, 25 şeker fabrikasının 28,2 milyon TL, şeker enstitüsünün de 2,7 milyon TL olmak üzere toplam 31,9 milyon TL zarar edildiğinin ama bunu nedenin çalıştırılmayan; Ağrı, Alpullu (Kırklareli), Çarşamba (Samsun) ve Susurluk (Balıkesir) fabrikalarının payının çok büyük ve toplam 90,5 milyon TL olduğunu söyledi. Çarşamba ve Susurluk Şeker Fabrikaları 2011/2012, Alpullu Şeker Fabrikası 2013/2014 ve Ağrı Şeker Fabrikası 2014/2015 üretim yılından itibaren çalıştırılmadığı söyledi.

Atalık: “ Çalıştırılmayan bu dört fabrika hesabın dışında tutulduğunda şeker enstitüsü dâhil 21 fabrikanın kârı 103,3 milyon TL, zararı ise 44,7 milyon TL’dir. Sonuçta, sadece çalışan fabrikalar ve şeker enstitüsü üzerinden yapılan hesapta Türkşeker’e ait şeker fabrikaları 2016 yılında 58,6 milyon TL kâr etmiştir, zarar değil!” şeklinde yorumladı.

Atalık 2002 çıkarılan Şeker Kanunu ve bundan dolayı kurulan Şeker Kurumu’nun “şeker’e üretim kotası” getirmesiyle şeker pancarı üreten köy ve çiftçilerde ciddi bir gerileme yaşandığını vurguladı.

Atalık son olarak: Bu veriler çerçevesinde şeker fabrikalarımızın gerçekte zarar etmeyecekleri, buna karşın mevcut politikalarla zarar ettirildikleri açıkça görülmelidir.” dedi.

Bir diğer ele alınması, hatırlanması gereken nokta ise; Sümerbank, TEKEL, Et ve Balık Kurumu, SEKA gibi kurumlarında yine “özelleştireceğiz halka daha kazanç sağlayacak hale getireceğiz” şeklin vaatler verildiğini ama özelleştirildikten sonra kapatıldıklarıydı.

Sonuç ise; daha çok özelleştirme daha çok dışa bağımlı bir Türkiye ve daha çok işsiz. Buna geçit vermemeliyiz. Şeker fabrikaları halkındır, bu ülkenin gençliğinindir ve geleceğinindir. Şeker fabrikaları özelleştirilemez!

İLERİCİ GENÇLİK