Türkiye'deki Pedagojik Devrim: Köy Enstitüleri
17 Nisan 1940’ta, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde kurulan Köy Enstitüleri, aslında bozkırın ortasında yakılan bir aydınlanma meşalesidir. Bu pedagojik devrim, kırsal kesimdeki çocukları şehre mecbur bırakmıyor; aksine onları kendi topraklarına yabancılaştırmadan, aydın olarak köylerine geri kazandırıyordu. Özellikle kız çocuklarının eğitime katılımının engellerini ortadan kaldıran bu proje, Anadolu’da bir devrim başlatmıştı.
Enstitülerde öğrenci, günümüzdeki eğitim sisteminde olduğu gibi bilginin pasif alıcısı olmaktan çıkıp okulunun çatısını inşa eden, toprağını süren ve üreten bir özne konumundaydı. Uygulamalı eğitim modeli olarak öğrencilere kollektivizmin aşılanması ve bu ortak emek duygusu, öğrenciler arasında toplumsal bağ örüyordu. Üstelik bu kurumlar, demokratik üretim okuluydu. Örneğin; hafta sonları yapılan öz eleştiri toplantıları, feodal üretimin baskısı altında yetişen gençlere, demokratik bir düzende söz sahibi olabileceklerini ispatlar niteliğindeydi. Dolayısıyla köylü- ağa ilişkisindeki sınıf çatışmasını da ortaya koyuyordu.
Toprak ağalarını rahatsız eden bu eğitim devrimi, dönemin statükosunu tehdit etmeye başladı. Çünkü köylü bilinçlendikçe hürriyetine ve emeğine sahip çıkıyordu. Haliyle bu durum da sınıf çatışmasını ortaya çıkartıyordu. Tabi ki bu devrimsel eğitim hamlesi, sadece yerel statükoyu tehdit etmiyor, küresel sermayedarları da rahatsız ediyordu. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dış baskılar ile gerici ABD’nin marshall planı karşılığında, 1954’te tüm köy enstitüleri kapatıldı. Bugün eğitimde yaşadığımız pek çok krizin temelinde, eğitimdeki bu kalkınmanın yarım bırakılması meselesi var. Kolektiften uzak, rekabetle rakamlara indirgenen öğrencilerin ardından gelen şiddet sarmalı bu eğitim modelinin gerekliliğini bir kez daha açığa çıkartmaktadır.
Eğitimin güvenli alan olması ihtimalde kalmamalı, eğitimde ortak üretim ve uygulamalı öğretime geri dönülmelidir. Çünkü ortak emeğin olduğu bir iklimde, şiddet rüzgarı esmez.