Türkiye, Filistin’in Büyük Destekçisi Yemen’in Karşısında Yer Almamalı
Erdoğan iktidarı yıllardır Filistin davasının en gür seslerinden biri olduğunu söylüyor. Peki Gazze’ye somut destek veren Yemen’e karşı kurulan bir cephenin parçası olursa ne olur? Bu soru, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Ağustos ayında imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması Meclis’e geldiği için artık soyut bir tartışma olmaktan çıktı.
Anlaşma henüz onaylanmadı, yürürlüğe girmesi için Meclis’ten geçmesi gerekiyor. Ardından asker gönderilmesi için Meclis Genel Kurulu’nda ayrıca bir tezkere çıkarılması lazım. Ancak anlaşmanın ayrıntılarına bakıldığında Türkiye’nin Suudi Arabistan’a silah, teçhizat ve lojistik destek sağlayabileceği görülüyor. Hükümet cephesi, anlaşmanın saldırı değil savunma anlaşması olduğunu söylese de bu gerçeklerle örtüşmüyor. Savaş yürüten bir tarafa silah, teçhizat ve lojistik destek sağlamak, savaşın dışında kalmanın değil, savaşın içinde yer almanın aracıdır. Bir ülke, savaş yürüten bir tarafın cephaneliğine ve ikmal hattına katkıda bulunuyorsa “tarafsız” denebilir mi?
Yemen Kimin Yanında Durdu?
Filistin örgütlerinin Aksa Tufanı ile İsrail ablukasına karşı harekete geçmesinin ardından Filistin’e ilk ve tartışmasız en somut desteği, yoksul ve kıt kaynaklara sahip Yemen verdi. Yemen, İsrail’in saldırıları durana kadar eylemlerini sürdüreceğini açıkladı ve söylediğini yaptı.
Yemen, ABD’li ve Orta Doğulu analistlerin çoğunun öngöremediği bir örnek ortaya koydu: Bir halk direnmeye karar verdiğinde neler yapabileceğini gösterdi. Diğer yandan, İsrail ve hâmisi Amerika’nın savaşı Lübnan, Suriye ve İran’a yaydı. Suriye’deki ilerici yönetim yıkılsa da Lübnan’da Hizbullah ve İran ulusu ile ordusu Filistin’in yanında savaşa girdi. Dünya halklarının Filistin’e destek mücadelesi maalesef başka bir ülkeyi İsrail’e karşı sahada doğrudan harekete geçirmeye yetmedi. Kimse Filistin halkı için yoksul Yemen kadar bedel ödemeye hazır olmadı.
Sana Yönetimi ve Direniş Ekseni
Yemen, İsrail ve ABD’nin Orta Doğu’daki varlığına karşı çıkan, İran liderliğindeki “Direniş Ekseni”nin önemli bir parçası. Ancak merkezi Sana olan Ensarullah Hareketi, İran’la güçlü ilişkilere sahip olsa da İran’ın vekili değil. Kendi hedefleri doğrultusunda, Yemen’in birliği için mücadele eden ulusal bir hareket. Ensarullah hareketi, Suudi Arabistan’ın etkisindeki Körfez girişimiyle şekillenen kukla yönetimin kapsayıcı olamaması ve seçim yapmak istememesi üzerine bu yönetimi devirerek başkent Sana’da yeni bir hükümet kurdu ve orduda denetimi sağladı. Yemen’de parçalanmış yapıyı birleştirip güçlü bir Yemen yaratmak için çabaladı.
Ensarullah hareketi, İsrail’e karşı olduğu ve Filistin’i desteklediği için kuşkusuz desteklenmeli. Ayrıca Sana yönetimi, antiemperyalist, ulusal bütünlük ve bağımsızlık doğrultusunda mücadele eden bir politikaya sahip. Özellikle 1990'dan bu yana Suudi Arabistan’ın gerici Vahhabi düşüncesini yaymasına ve Yemen’i tahakküm altına almasına karşı ulusal bağımsızlık mücadelesi yürütüyor.
Bütün bunlar, Ensarullah hareketinin her görüşünün, özellikle de iç politikada uyguladığı siyasal programın koşulsuz desteklenmesini gerektirmez. Yemen’in geleceğinde Yemen halkının mücadelesi ve kararı belirleyici olacaktır.
Hedef: Parçalanmış Bir Orta Doğu, Parçalanmış Bir Yemen
Suudi Arabistan, yıllardır Yemen’de işgalci bir güç olarak varlık gösteriyor ve Yemen halkının iradesine rağmen ülkeye müdahale ediyor. 2015'ten bu yana Yemen’e abluka uyguluyor ve ülkeyi bombalıyor. ABD ve Suudi Arabistan’ın istediği şey açık: Aşiretlerin, Sünni-Şii mezhepsel ayrılıkların ve terör örgütlerinin yer aldığı, parçalanmış bir Yemen. Nitekim Yemen fiilen ikiye bölünmüş durumda. Güney Yemen’de Suudi Arabistan ve BAE’nin doğrudan desteklediği, ABD ve İsrail’in dolaylı olarak desteklediği, kendi aralarında da çatışan, Aden’i merkez olarak kullanan bir gericiler koalisyonu da var. Parçalanmış bir Yemen, kendi kaderini tayin edemeyen, bölgedeki emperyalist hesaplara karşı koyamayan bir Yemen demektir. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep Boğazı’nın Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi açısından taşıdığı stratejik önem de bu mücadelenin bölgesel boyutunu ve kritik noktasını ortaya koyuyor.
Tarafı Oldukça Açık
Türkiye, Yemen’in kendi ulusal bütünlüğünü sağlama çabasına karşı çıkanların, kıt kaynaklarına rağmen Filistin halkına destek veren Yemen’i ortadan kaldırmak isteyenlerin, 2015'ten bu yana Yemen’i bombalayan, abluka altına alan ve parçalamaya çalışan Suudi Arabistan’ın, Amerika’nın ve İsrail’in yanında değil; Yemen’in, Filistin’in antiemperyalist ve antisiyonist direniş cephesinin yanında olmalıdır. Türkiye, Orta Doğu halklarının her geçen gün biraz daha parçalanmasını ve zayıf düşürülmesini istemiyorsa, tarafı oldukça açık: Türkiye, Yemen’in yanında yer almalı, Mekke Anlaşması’ndan çekilmelidir.