İGD Logo

Ne Özel Alanda Ne Kamusal Alanda Güvendeyiz!

09 Ekim 2026
Ne Özel Alanda Ne Kamusal Alanda Güvendeyiz!

Birkaç gün önce Başakşehir’de bir ortaokulda meydana gelen saldırıda 10 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetti, 7 öğrenci ise yaralandı. Daha dün Esenyurt’ta iki öğrenci bıçaklı saldırıda yaralandı. Maalesef artık bu saldırıların nerede ve ne zaman yaşanacağı belirsiz. Ne evde ne sokakta ne yurtta ne de okulda güvendeyiz!

Kamusal alanlar tehdit altında ve insanların can güvenliğini sağlayamıyor. Bunun arkasında yatan sorunlar arasında denetimsizlik, güvenlik ihmalleri ve öğrencilerin sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını yeterince gözetmeyen bir eğitim sisteminin varlığı bulunuyor. Güvencesizliğin yaşamın neredeyse her alanına yayıldığı koşullarda toplumsal sorunlar, kamusal alanın kapısından içeri rahatça girebiliyor. Tüm bunlar, eğitimin toplumsal yaşamdaki konumunu apaçık ortaya koyuyor.

Bizler, bu karmaşanın ve güvencesizliğin içinde çocukların sağlıklı bir gelecek inşa etmesini nasıl sağlayabiliriz? Nasıl sağlıklı bir nesil yetişebilir? İşte tam da bu noktada eğitim politikalarını sorgulamamız gerekiyor. Çünkü eğitim kurumları, toplumsal yaşama katılacak bireylerin yetiştiği alanlardır. AKP iktidarının laiklikten, bilimden ve eleştirel düşünceden uzaklaşan; “dindar nesiller yetiştireceğiz” hedefi doğrultusunda şekillendirdiği eğitim politikalarını ve bu politikaların toplumsal sonuçlarını sorgulamalıyız. Faşist düşüncenin aşılandığı bir eğitim anlayışına karşı çıkmalıyız.

Öğrencileri notlara ve sınavlardan aldıkları puanlara indirgeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Bu sistem, çocukları bir arada olmaktan, eleştirel düşünmekten ve dayanışmaktan uzaklaştırıyor. Öğrencileri birbirleriyle yarıştıran anlayışın yerine, sosyal yaşamda dayanışmayı ve birlikte üretmeyi esas alan bir eğitim anlayışını koymalıyız. Nitelikli eğitim; düşünebilen, sorgulayabilen, dayanışabilen ve sorunlarını şiddete başvurmadan çözebilen insanlar yetiştirmektir. Ancak mevcut eğitim sistemi içerisinde bu niteliklerden söz etmek giderek zorlaşıyor.

Sokakta büyüyen şiddet, okulun içine kadar uzanıyor ve öğrencilerin yaşamını tehdit ediyor. Kamusal alanın giderek güvensizleştiği bu koşullarda saldırıları “münferit olaylar” diyerek geçiştirmek, sorumluluk almaktan kaçınmaktır. Millî Eğitim Bakanı’nın bu saldırılar karşısında yaptığı açıklamalar da somut çözümler ve önlemler ortaya koymadığı sürece sorumluluktan kaçındığını bizlere gösteriyor. 

Çocukların sağlıklı bir geleceğe sahip olabilmesi için mevcut eğitim anlayışı değişmelidir. Laik, bilimsel ve eleştirel düşünceye alan açan; öğrencilerin sosyal destek mekanizmalarına erişebildiği, bir arada yaşamayı ve dayanışmayı güçlendiren güvenli, nitelikli ve parasız bir eğitim sistemi istiyoruz.

Eğitim alanları şiddet meydanına dönüşemez!

Kategoriler