
Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, edebiyatımızdaki yerini mücadeleci kalemi sayesinde almıştır. Sanatının öznesi her zaman bu toprakların hikayeleriydi. Nasıl ki yaşadığımız toplumsal gerçeklik belirli siyasi kararların sonucuysa, onun edebiyatı da bu toplumsal gerçekliği yansıtırken bunları birbirinden ayırmamış ve yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerini büyük bir ustalıkla kaleme almıştır. En bilindik eserlerinden biri olan İnce Memed’de de, Adana’nın Çukurova ilçesindeki köylülerin, pamuk işçilerinin nasıl sömürüldüğünü ve bu feodal, gerici düzene başkaldıran, adalet arayışına girişen Memed’in hikayesini anlatır yine. Kaleme aldığı bu eser zaman içinde bir şaheser olmuştur.
Yaşar Kemal, politik duruşunu her daim edebi eserlerine ve yaşamına yansıtmıştır. 1950’li yıllarda köylerde yaptığı röportajları, faşizme ve Kürt meselesine dair sorunlara dair yaklaşımı, 1960’lı yıllarda siyaset ile açık bir temas olarak Türkiye İşçi Partisi’ne katılışı, öncesinde ve sonrasında “komünist propaganda” yaptığı gerekçesiyle veya benzer gerekçelerle defalarca tutuklansa da baskılara baş eğmeyen duruşu ile bunu kanıtlamıştır.
60’ların sonlarına doğru Ant dergisini kurarak dergi bünyesinde kaleme aldığı politik yazılar da olmuştur; emek sömürüsünden, halkın yoksulluğundan ve toprak eşitsizliğinden yazılarında açıkça bahsetmiştir. Dolayısıyla edebiyatı toplumsal bir mücadele alanı olarak gören Yaşar Kemal, adaleti sınıf mücadelesinde aramıştır. Faşist iktidarların kendi halkına uyguladığı zulmü ve şiddeti teşhir ettiği için yargılanmıştır.
Ancak tarih, kalemini cesur tutanları unutmuyor.
Yaşar Kemal’i ve onun sözüyle, eylemiyle, kalemiyle sergilediği duruşu saygıyla anıyoruz.
