70’li yılların sonuna doğru yaklaşıldığında Türkiye’nin temel gündemi birkaç ciddi meseleye hapsolmuş durumdaydı. Yükselen devrimci duruma karşı kurulan burjuva-kapitalist karakterli MC Hükümetleri, sadece faşizmi tırmandırmakla kalmamış, ülkeyi siyasal-ekonomik bir krizin içerisine de itmişti. Güvenoyu alamayan hükümetler ardı ardına düşerken, başta emekçi kitleler olmak üzere halk, yoğun bir sefalet dalgasının altında bırakıldı. Krizin boyutu 12 Eylül […]

