İGD Logo

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

30 Ağustos 2026
30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Sonra.
Sonra, 30 Ağustosta düşman kuvâyı külliyesi imha ve esir olundu.

30 Ağustos Zafer Bayramı, “Ya istiklal ya ölüm!” sözündeki istiklalin; canla, kanla, fedakârca ve kolektif bir biçimde verilen mücadeleyle, dirençle, umutla ve zaferle vücut bulduğu gündür.

30 Ağustos Zafer Bayramı; emperyalistlerin ve onların taşeronlarının postalları altında parçalanmak istenen Anadolu’nun, son bir cüret gösterip düşmanı söküp atmasıyla tarihe kazınmış ve yalnız Türkiye için değil, bütün doğu halkları için tarihsel bir öneme sahip olmuştur.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızı başarıya ulaştıran Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygıyla anıyoruz.

Kurtuluş savaşını zafere götüren askerî söz hepimizin aklındadır: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”Mustafa Kemal Atatürk askerî hedefi açık bir şekilde göstermişti; bağımsız bütün vatan. “Türkiye’nin bugünkü mücadelesi, emperyalizme ve onun yandaşı olan kapitalizme karşıdır.”ve “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.” sözleriyle de siyasal hedefleri işaret etmiştir. Buna bağlı olarak Türkiye Devrimi ulusal egemenliği sağlamış ve Cumhuriyet’i kurmuştur. Laikliği, kadın haklarını sağlamış; akıl bilim çağdaşlığa dayalı bir toplumsal yaşam inşa etmiştir. Cumhuriyetten sonra emperyalizme, işbirlikçi burjuvaziye ve orta çağ kalıntılarına karşı mücadele eden ilerici yurtseverler, devrimciler, işçi ve emekçi halkın mücadelesiyle Anayasaya demokrasi ve sosyal devlet ilkesi yazdırılmıştır.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızı taçlandırdığımız Cumhuriyet Devrimi, emperyalizm, işbirlikçi burjuvazi yani kapitalizm ve gericiler tarafından kaç defa boğulmak, kaç defa yıkılmak tehlikesiyle karşı karşıya kaldı ve bugün hâlâ tehlikededir.

Türkiye emperyalizmin tehdidi altındadır. NATO’daki sözümona “müttefiklerinin” tehditleriyle yüzleşmektedir. ABD’nin Türkiye elçisi Barrack, sanki bir sömürge valisi gibi konuşmakta; her gün yeni emperyal hayallerle istibdat rejimini zehirlemektedir. Diğer yandan Amerika'nın bölgemizdeki ileri üssü olan İsrail Türkiye'ye sopa göstermektedir. Bu koşullarda NATO zirvesi kapsamında Trump’ı karşılamak için Boğaz’ı ayrı, gökyüzünü ayrı Amerikan renklerine boyamak; bölük bölük Mehmetçikle törenler yapmak; emperyalizme karşı zaferler kazanmış bir halkın yüzüne kara çalar. Fakat Türkiye, bölgeyi kan gölüne çeviren, istikrarsızlaştıran, çocukları ve masumları katleden emperyalizm tehdidiyle uzlaşamaz. Emperyalistler Türkiye’nin dostu olamaz. Türkiye’nin dün ve bugün mücadelesi, Mustafa Kemal Paşa’nın gösterdiği gibi emperyalizmle ve kapitalizmledir. Başta komşularımız olmak üzere emperyalizme karşı direnen halkların yanında olmaktır.

Türkiye sermaye sınıfı, yabancı ortaklarıyla birlikte memleketimizin dağlarına, ormanlarına, göllerine, akarsularına kâr gözüyle bakıyor. Oysa biz gönül gözümüzle, gören gözümüzle; uğruna öldüğümüz bu memleketi, destanlar yazdığımız, zaferler kazandığımız bu memleketi bu gözü dönmüş yamyamlara yedirmeyeceğiz. En az büyük sermaye kadar örgütlü olacağız. Nasıl ki dün emperyalistler memleketimizi parça parça bölerken işgalci subaylarla yemekler yiyenler, kulüplerde eğlenenler kaybettiyse; bugün de toprağımıza, suyumuza göz koyanlar, buraları yabancı ortaklarıyla siyanür gölüne çevirenler kaybedecektir.

İstibdat yönetimi ekonomiyi emperyalist tekeller ve işbirlikçi Türkiye sermaye sınıfının  Düyun-u Umumiye memuru olarak gördüğü Mehmet Şimşek'in yönetimine bırakmıştır. Bugün ülkenin bütün yükünü emekçiye, esnafa, memura vergi eden; bağlı olduğu zincirlerle halkın boğazını sıkanlar yüzünden; çocukları aç okula giden, eğitim giderlerini karşılayamayan, hizmet sektöründe köleden beter koşullarda çalışmaya zorlanan öğrencilerin olduğu bir Türkiye tablosu var önümüzde. Biz bu programı reddediyoruz. Cumhuriyetin iktisadi bağımsızlık, ulusal sanayi, halkçı ekonomi, planlı kalkınma hedeflerini savunuyoruz.

Bir taraftan istibdatın ekonomik yıkım saldırıları derinleşirlen diğer yandan madencilerimiz, öğretmenlerimiz, emeklilerimiz, gazilerimiz, öğrencilerimiz grevlerde ve eylemlerde mücadeleyi büyütmektedir. Kampüsler, lise bahçeleri, atölyeler, fabrikalar, madenler, tersaneler, esnaf dükkânları zaferler beklemektedir.

30 Ağustos’umuza sahip çıkıyoruz: Bir taraftan istibdat, bir taraftan yerli ve yabancı sermaye, bir taraftan ABD’nin başını çektiği emperyalist Batı… Bir tarafta da biz; Türkiye halkı Türkiye’nin bütün ilerici kuvvetlerini el ele vermeye, mücadeleyi büyütmeye, halkla birleşmeye çağırıyoruz.

“Türkiye’nin bugünkü mücadelesi, emperyalizme ve onun yandaşı olan kapitalizme karşıdır.” Tarikat düzenine karşıdır.

İstibdat yıkılacaktır. Hürriyet aşkı bu toprakların binlerce yıllık tutkusudur. Halkımız esir edilemez; ne emperyalizm tarafından ne kapitalizm tarafından ne de orta çağ kalıntıları tarafından.

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.